• Anasayfa
  • Site Haritası
MİLENYUM HUKUK BÜROSU
AVUKAT FATİH YAŞAR
0507 051 53 94
    • HER ALANDA YANINIZDAYIZ
    • HIZLI VE KESİN ÇÖZÜM
    • BİZİMLE GÜVENDESİNİZ
    • MİLENYUM HUKUK BÜROSU
    • HUKUKİ PROBLEMLERİNİZİN ÇÖZÜMÜ İÇİN VARIZ


   Türk Hukukunda tarafların kendilerini avukat ile temsil ettirmeleri zorunlu değildir. Ancak davaların çok teknik bir yapıya sahip olması ve belirli usul kuralları bulunması sebebiyle hak kaybına uğranmaması için uzman bir avukattan yardım alınması gerekmektedir.


   Temel kural olarak istifa eden işçi, kıdem tazminatına hak kazanamamaktadır. Ancak iş akdinin; askerlik görevi, emeklilik hakkının kazanılması, sağlık problemlerinin işin yapılmasına sürekli bir biçimde engel oluşturduğunun belgelenmesi, işverenin iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırı davranışlarda bulunması sebepleri ile işçinin iş akdini feshetmesi yani istifa etmesi durumunda çalışma süresinin en az 1 yıl olması şartı ile kıdem tazminatı alınabilmektedir.


   Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir. Aile Mahkemesi' nin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatı ile görev yapmaktadır.


   Boşanma davaları anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olmak üzere iki kategoriye ayrılmaktadır. Davaların süresini tam olarak belirtmek imkansızdır; ancak yaklaşık olarak bir değer vermek gerekirse anlaşmalı boşanma davaları ortalama 1-2 ay gibi bir sürede sonuçlanmakta olup; çekişmeli boşanma davaları ise yaklaşık 2 yılda sonuçlanmaktadır.


   İşe iade davası açılabilmesi için:
1- İşyerinde 30 veya daha fazla kişinin çalışıyor olması gerekir. 
2- İşe iade davası açmak isteyen işçinin en az 6 aylık kıdeme sahip olması gerekir. Altı aydan daha az kıdeme sahip olan işçiler, işe iade davası açamazlar.
3- İşten haksız olarak çıkarılan işçi ile işveren arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi olmalıdır.
4- İstifa eden işçi kural olarak işe iade davası açamaz. İşveren tarafından iş akdinin haksız bir şekilde sonlandırılması gerekir.
5- İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili sıfatında ya da işveren vekili yardımcısı sıfatındaki kişiler ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan kişilerce işe iade davası açılamaz.


   Türk Medeni Kanunu Madde 168 uyarınca boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanma davası açmak isteyen eşin yerleşim yeri yoksa, boşanma davasını son defa altı ay birlikte oturdukları yerde veya varsa boşanma davası açılan eşin oturma yeri mahkemesinde açabilir.


   Açılan davaya süresi içerisinde cevap vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır. Davayı inkar etmiş sayılan davalı, davaya süresi içerisinde cevap vermediği için ikinci cevap dilekçesi de veremez.


1-Davalı kadının eşini ve ailesini küçük düşürücü davranışlar sergilemesi

2-Eşini evden kovup, hakaret etmek

3-Eşi ve çocuğuyla ilgilenmemek, borçlanıp eve haciz gelmesine neden olmak

4-Eve bakmamak, sürekli içki içip kumar oynamak suretiyle birlik görevlerini yerine getirmemek

5-Eşine sen adam mısın, alçak, deyyus şeklinde hakaret etmek, evin eşyalarını kırmak

6-Eşin kumar oynayıp borçlanması, alacaklıların diğer eşi rahatsız etmelerine neden olması

7-Eşin boşandığı ilk eşi ile birlikte yaşamaya devam etmesi

8-Eşlerin sürekli olarak kavga edip, birbirlerine vurmaları ve karşılıklı hakaret etmeleri

10-Eşine sen anlamazsın, bilmezsin, kültürsüzsün demesi

11-Eşini sürekli tehdit etmek

12-Eşine sen kaç paralık adamsın diye hakaret edip onu itelemesi

13-Kadının kocası ile yatak hallerini başkalarına anlatması

14- Başka kadınla evlilik dışı birlikte yaşamak

15-Evin kilidini değiştirerek eşini eve almamak

16-Eşini evden kovmak ve hakaret etmek


   Türk Medeni Kanunu madde 174/1'e göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Bu hükme göre:

1- Maddi tazminat isteyen eşin boşanmada hiç kusurunun bulunmaması ya da kusurunun daha az olması gerekir.
2-Davalı tarafın kusurlu olması gerekir.
3-Davacının mevcut ya da beklenen bir menfaatinin zedelenmesi gerekir.

    Hakim, tarafların mali ve sosyal durumlarını ve kusur derecelerini göz önünde bulundurarak tazminat miktarını belirler. Maddi tazminatın muhakkak boşanma davası ile birlikte istenmesi gerekmez. Ayrı bir dava ile de talep edilebilir.


   Türk Medeni Kanunu Madde 174' e göre boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Boşanma davasında davacının hiç kusursuz olması değil, davalıya oranla daha az kusurlu olması manevi tazminat istenmesi için yeterlidir.
   Manevi tazminat olarak paradan başka bir şeye karar verilemez. Manevi tazminat miktarını hakim somut olaya göre belirler. Manevi tazminat davası, boşanma davasından ayrı olarak da açılabilir.


   Türk Medeni Kanunu 175' e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yoksulluk nafakası için öncelikle hakimden bu yönde bir talepte bulunulması gerekir. Yoksulluk nafakası boşanma davasının bir feri niteliğindedir. Yoksulluk nafakası isteyen eşin diğer eşe oranla daha az kusurlu olması gerekmektedir. Nafaka ödeyecek olan eşin mali gücü, yoksulluk nafakası miktarının belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. 


   Türk Medeni Kanunun 175. maddesine göre yoksulluk nafakasının herhangi bir süresi bulunmamaktadır. Taraflardan birinin ölümüne kadar devam etmektedir. Ancak alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde nafaka kendiliğinden kalkar. Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla yoksulluk nafakası kaldırılır.


   Türk Medeni Kanununa göre velayetin kime verileceği noktasında takdir yetkisi hakimindir. Hakim, yargılama aşamasında anne ve babayı dinleyecektir. Hakim, velayetin kimde olacağına karar verirken tamamen çocuğun menfaatini ön planda tutmaktadır. Anne ve babanın kendi aralarında anlaşmaları dahi hakimin bu konudaki takdir yetkisini etkilememektedir. Hakim, velayeti verirken çocuğun menfaatini göz önünde bulundurduğu için eşlerin mali durumları ya da boşanmadaki kusurları, velayetin kimde kalacağı noktasında çok önem arz etmez. 


   Boşanma sonrasında çocuğun bakım masrafları, velayeti kendisine verilmiş anne veya babaya aittir. Ancak diğer eş de maddi gücü oranında bu masraflara katlanmakla yükümlüdür. Çocuğun nafaka alması noktasında eşlerin bir talebi olmasa dahi, hakim çocuk için iştirak nafakası ödenmesine karar verebilir.
   İştirak nafakasının miktarının belirlenmesinde nafakayı ödeyecek anne veya babanın maddi gücü göz önünde bulundurulur.


   Ceza muhakemesi, soruşturma evresiyle başlar. Ceza hukukunda soruşturma evresi suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade eder. Suç haberinin alınması şikayet veya ihbar yolu ile gerçekleşir. Savcı, şikayete tabi olmayan suçlarda suç işlendiği haberini aldığı gibi derhal soruşturma faaliyetlerine başlamalıdır. Bu evrede maddi gerçeğin araştırılması ve adil yargılamanın yerine getirilebilmesi için şüphelinin lehine veya aleyhine olan bütün deliller toplanır. Toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli bir şüphe oluşturuyor ise iddianame düzenlenerek kamu davası açılır. 


   Şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi olup; sanık ise kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder.


   Sanık veya Şüpheli; öncelikli olarak neyle suçlandığını öğrenme hakkına sahiptir. Şüpheliye bu konuda bilgi verilmelidir. Şüpheli, ifade verebileceği gibi susma hakkınıda kullanabilir. Susma hakkını kullanan şüpheli, kimlik bilgilerini doğru bir şekilde beyan etmek zorundadır. Sanık veya şüpheli kendisini bir avukatla (müdafi) ile temsil ettirebilir. Müdafi; somut olaya göre şüpheli yönünden suçun işlenmediği ve kamu davası açılması için yeterli suç şüphesinin bulunmadığı; sanık bakımından ise hakkında mahkumiyet kararı verilmemesi hususlarında faaliyet gösterir. 


   Beraat kararı aşağıdaki sayılan hallerde verilebilir:
1-İsnat edilen eylemin yasada suç olarak tanımlanmaması gerekir.
2-İsnat edilen suçun, sanık tarafından işlenmediği durumunun ortaya çıkması.
3-İsnat edilen suç açısından eylemi gerçekleştiren kişinin kast veya taksirinin bulunmaması
4-İsnat edilen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, hukuka uygunluk nedeninin varlığı



   Ceza verilmesine yer olmadığına dair karar aşağıdaki hallerde verilebilir:
1-Sanığın yaşının küçüklüğü, akıl hastası olması, sağır ve dilsiz olması gibi nedenler
2-Etkin pişmanlıktan faydalanma
3-Şahsi cezasızlık sebebinin bulunması
4-Suç fiilinin zorunluluk hali, cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi
5-Meşru müdafada sınırın heyecan, korku ve telaş gibi nedenlerle aşılması durumu